Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

VASATLIK ÇUKURUNDA DEBELENMEK..

VASATLIK ÇUKURUNDA DEBELENMEK..
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
15
02 Kasım 2020 - 9:35

Hayır, kesinlikle hayır..
Bugün sizlere siyasal göndermelerle dolu ironik analizler veya ekonomik terimlerle dolu ülkenin alval şeraitini anlatan bir yazı yazmayacağım..
Bu yazım, Türkiye’nin, Türk insanının bile isteye içine çekildiği ‘vasatlık çukuru’ ile ilgili olacak. Eğitimde, bilimde, sanatta, teknolojide, siyasette, uzunca bir süredir toplumsal gündeme egemen olan vasatlık, bir süreden beri yavaş yavaş ülkenin gerçeği olmaya başlıyor, acaba farkında mısınız?.
Örneğin; Taşra da yani Anadolu da küçük bir kentin üniversite çağına gelmiş gençleri çıkıp, “ODTÜ, hatta Boğaziçi kapatılsın, yerine bizim şehrimize üniversite kurulsun” diyebiliyor. “Ne var bunda gençler yaşadıkları kente üniversite kurulmasını isteyemezler mi?” demeyin sakın!.
Mesele o kadar basit değil..
Çünkü Ortadoğu Teknik Üniversitesi de Boğaziçi de bu ülkenin en eski en köklü eğitim, bilim yuvalarının önde gelenlerindendir. ODTÜ Anadolu’nun ortasında Cumhuriyet Türkiye’sinin batıya, uygar dünyaya açılan penceresidir. Yani ODTÜ bu ülkenin aydınlık gerçeğidir. Onlar yani ODTÜ kapatılmasını isteyenlerde vasatlığın temsilcisidir. Onlar aslında seviyeyi herhangi bir şekilde yükselteni kesinlikle istemedikleri için ODTÜ’nün kapatılmasını istiyorlar. Onlar istiyorlar ki vasatlık bu ülkenin normali olsun, kimse daha iyisinin olabileceğini bilmesin, dolayısıyla istemesin!.
Bu durum, kanımca yıllardır bilinçli bir şekilde yürütülen politikaların ürünüdür. 1990’lı yıllarda anımsıyorum; “Bizden mucit falan çıkmaz, Türkiye bir ara eleman ülkesidir” diyen o dönemde bir bakan vardı. O bakanın o zaman o söylediği bu sözün sizi götüreceği yer vasatlığın düpedüz itirafıdır değil de nedir Allah aşkına!..
Aslına bakarsanız, vasatlığın ve vasatların en sevdiği alan eğitimdir. Onlar yani vasatlar eğitimde bilimselliğe karşı çıkar, isterler ki herkes din öğrensin, pozitif bilimlerden uzak dursun, evrim deyince herkes kaçışsın, reddetsin. Örneğin; Zorunlu din dersine karşı çıkıyorsanız, zorunlu kimya dersine de karşı çıkın der vasatlar, sonra kimya dalında Nobel ödülü alan bilim adamını yere göğe sığdıramazlar. Çünkü vasatlar ‘yapmayı değil, yapılandan yararlanmayı, istifade etmeyi’ severler. Eğitimsiz kitleleri etkileyecek her şeyin yanında dururlar, öyle görünürler. Çünkü onlar aslında ‘eğitim düzeyi arttıkça aldığı oy düşen bir topluluğun, vasatlıktan başka çıkar yolu yoktur’demeye getirirler, belki de farkında olmadan..
Onlar için eğitim sistemiyle oynamak, kendilerine oy verebilecek, kendine inanabilecek vasatlıkta insanlar yetiştirmenin bir yoludur. Bu seviyeyi tutturana kadar deneme yanılma yoluyla ilerler vasatlar..
Eğer sizlerde vasatlardan biri değilseniz, günümüzde apaçık görüyor, izliyorsunuzdur; Vasatlar yaptıkları aslında yaptırdıkları binayla, köprüyle, yolla övünmeyi çok seviyorlar. Parasını verip, Japona, Fransız’a, Amerikalı’ya’a Kore’liye yaptırdığı şeyleri başarı gibi sunmaya bayılıyorlar. Sözgelimi vasatlar asgari ücretle kıt kanaat geçinen birini duble yollara sevinecek noktaya getirmesini iyi biliyorlar. Vasatlar toplumun bilinçlenmesini, yani gözünün açılmasını istemez, yola, köprüye, tünele, sevinsin, idare etsin isterler. Bu yüzden vasatlar eğitim seviyesi arttıkça oy oranı düşeceğini bildiğinden vasatın kendi gibi vasat kalmasını daha da cahilleşmesini ister..
Çünkü vasat olmayanın, vasata kendini yakın hissetmesi asla mümkün değildir. Onun içindir ki uzun zamandır Türkiye’de vasatların çoğunluk olması için çaba gösteriliyor. Vasatların en çok sevdiği şey olan din konusu üzerinden yaratılan düşmanlarla vasatlar bir araya getiriliyor, saflar olabildiğince sıkılaştırılıyor. Türkiye aslında uzunca bir süredir örtülü biçimde vasat ile vasat olmayan arasındaki mücadeleye ya da bir bakıma savaşa sahne oluyor. Vasatların sayısı her geçen gün arttığı içindir ki, vasat olmayanlar, düşünenler, boş hayaller peşinde sürüklenmeyenler, acayip takıntıları olmayanlar uzun zamandır hep kaybediyor. Çünkü vasat kazandığını düşündükçe vasatlığına aşık oluyor, vasatları gördükçe seviniyor. Vasat olmayanlar ise azınlıkta kaldığı için umutsuzluk girdabına girmişçesine dövünüp duruyor!

POPÜLER FOTO GALERİLER