Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

SONUN BAŞLANGICINA GELİNDİ!

SONUN BAŞLANGICINA GELİNDİ!
M. Alp Kaan
M. Alp Kaan( alpkaan@birlikgazetesi.com.tr )
15
17 Eylül 2020 - 15:35

Balıkesir ölçeğinde veya genelde bakıldığında Türkiye’de; özellikle 2006’dan sonra, o zamanlar adına ‘hizmet hareketi’ denilen FETÖ katkılı ve destekli olarak yürürlüğe konulan, siyasetinden, ekonomisine, iş dünyasından, sosyal yaşamına, bürokrasiye kadar her alanda, ‘yeniden dizayn hareketi’ veya sistemli biçimde “dizayn harekatı” tüm yoğunluğuyla sürdürülüyordu. Benzer şekilde, toplumun ‘yeniden dizayn’ edilmesine yönelik bir çalışma, yaşı 50’nin üstünde olanlar belki anımsayacaklardır, 12 Eylül 1980 darbesi ve onu izleyen süreçte, merhum ‘Özal’ın başında olduğu Anavatan Partisi iktidarı’ döneminde askeri cuntanın uzantıları tarafından sağlanan katkı ve desteklerle yürütülmüştü. Daha geriye gidersek; 1970’li yıllarda da, her alanda cephe siyaseti güdülen, toplumu kamplara ayıran, sağ-sol çatışmalarının körüklenmesi odaklı, ‘siyasal ve toplumsal dizayn oluşumuna yönelik’ bir harekat o yıllarda yürütülmüştü. Toplumun yeniden dizaynına yönelik, yetmişli, seksenli ve iki binli yıllarda yürütülen hareketlerin ortaya çıkış noktası aslında psikolojik ve sistematik biçimde, toplumsal değişim ve dönüşümün, kendi istekleri ve emelleri doğrultusunda amaçlandığı gibi ‘nihai hedef’ haline getirmesiydi. Örneğin; 1970’li yıllarda dış güçlerden beslenen ve dolayısıyla güçlenen içerdeki karanlık şer odakları, ülkemizdeki tüm dinamik unsurları, yani gençleri, sağ- sol kamplaşmasının ve ardından körüklenen çatışmanın, dolayısıyla ortaya çıkan kargaşa (kaos) ortamının içine sokuyorlardı. “Taraf olmayan bertaraf olur!” sloganıyla, istinasız herkesi bir taraftan olmaya zorlayan egemen güçler, böylelikle; ‘12 Eylül 1980 askeri darbesine de zemin hazırladılar..’
12 Eylül askeri darbesinde, silah zoruyla zalimce susturulan siyasal ve toplumsal muhalefet sayesinde, çok rahat at oynatmaya başlayan ‘toplum dizayncı odaklar’ bir kez daha, Türkiye’nin siyasetinden, iş dünyasına, bürokrasisine ve toplum hayatına kadar her alanda ‘yeniden dizayn harekatı’ başlattılar. 1970’lerde ‘Arena gibi’ olan Türkiye, 1980’lerde ‘Agora gibi’ olurken, 2000’li yılların başında ise, adeta dilencileriyle ünlü ‘Medine’ ye dönüştü veya dönüştürüldü demek daha doğrusu belki de!.
Bilmeyenler için hemen kısaca belirteyim; (Yüzyıllardır, dilencileriyle ünlü Medine’de, günümüzde de, dilenciler adeta cirit atmakta ve yoksullar, kentteki zenginlerin lütufkarlık ve cömertlikleri sayesinde geçinebilmekte ve karınlarını ancak onların sayesinde doyurabilmektedirler. Yani Türkiye’de olduğu gibi orada sosyal güvenlik sistemi yıllardır mevcut değildir. Böyle bir sistemin kurulması da önümüzdeki uzun bir süreç içinde kurulması da mümkün görünmemektedir.)
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tek başına iktidara geldiği 2002’de, yavaş yavaş başlayan, 2005’lerde kendini birazcık gösteren, bu kez strateji, şekil ve usul değiştirmiş olan çoğu FETÖ bağrından çıkmış veya içinde yetişmiş o dizayncılar, 2007’den sonraki süreçte ise, Türkiye’yi işlerine geldiği gibi her alanda ‘değiştirmeye ve dönüştürmeye yönelik‘ yeniden dizayn hareketini aleni olarak tam gaz sürdürmeyi adeta şiar edindiler! 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması, 1990’ların başında iki kutuplu dünyanın ortadan kalkmasıyla, yeryüzünde tek ‘süper güç’ olarak kalan Amerika Birleşik Devletleri’nin, küresel dünya düzeninde yeniden şekillenen stratejisinde, Türkiye; “Avrupa’dan koparılacak, Ortadoğu’ya İsrail ile birlikte ABD’nin çıkarlarını koruyacak ve gözetecek biçimde entegre edilmiş bir partner olacaktı. Hedef; başlatılan yeniden dizayn hareketi ile ulaşılmak istenen, amaçlanan buydu! İstikrar adı altında ve kisvesiyle on yıllar sürecek, tek parti iktidarı, akıl tutulmasının aymazlık haliyle bir anlamda pısırıklaşmış, hatta bölünmüş siyasal ve toplumsal muhalefet, bir kısım medya ile uyuşturulmuş ve oyalanan kitleler, ha bire körüklenen muhafazakarlık ve dinsel taassupla baskı altında tutulan bir gençlikti, o FETÖ tandanslı küresel güçlerin hedeflediği..
O süreçte kimi aymazların safça ve hatta budalaca ama hararetle savunduğu; “Yeniden dizayn hareketinin temel amacı, stratejisi ve hatta ülküsü, yani ideali bunlardan güç alıyor, palazlandıça palazlanıyordu!” Bu noktada şöyle bir soru aklınıza gelebilir; “Peki, Türkiye’yi, son otuz yıldır, hatta daha geriye gidersek son altmış yıldır değişik dönemlerde ve süreçlerde her açıdan dizayn etmeye çalışan ve çabalayan, o dizayncılar gerçekten başarılı oldular mı, acaba?.”
Bu soruya yanıtım şudur; “Yüzde 100 oranında başarılı olduklarını hiç ama hiç düşünmüyorum. Çünkü onlar eğer başarılı olmuş olsalardı, 15 Temmuz kalkışması gerçekten başarıya ulaşmış bir darbe olurdu ve şu an bendeniz bu yazıyı yazamamış ve sizlerde dolayısıyla okumuyor olurdunuz!.
Aslında doğru olan ve yapılması gereken; ülkenin sorunlarına ya da başka bir deyişle memleketin meselelerine çareyi yine o memleketin (asla kökü dışarda olmayan) dinamik unsurlarının toplumsal güç birliği yaparak bulmasıdır. O yüzden ne ensemizi, ne de bir başka tarafımızı asla karartmamamız gerekmektedir! Bilmem anlatabildim mi?

POPÜLER FOTO GALERİLER