Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

ŞEYTAN İNSANI DELİ DE YAPAR, AKILLI DA!.

ŞEYTAN İNSANI DELİ DE YAPAR, AKILLI DA!.
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
8
29 Eylül 2020 - 9:43

Önce dilerseniz, kıssadan hisse kapılacak ibretlik kısa öykümüzü anlatayım, sonra da bu kısa
öyküyle örtüşen, hatta deyim yerindeyse ‘cuk’ oturacak birkaç kelam edelim. Bir anlamda
yetişkinler için masal denilebilecek, ama biraz önce de belirttiğim gibi kıssadan hisse kapılacağını
düşündüğüm, gayet manidar bulacağınız bu kısa öyküyü, şimdi keyifle, ancak dikkatle okumanızı
öneriyorum;
“Masal bu ya, köyün birinde çok akıllı, namuslu bir adam yaşarmış. Adam, o kadar iyi bir
insanmış ki, şeytan bile o adamı yıllardır çok uğraşmasına rağmen bir türlü yoldan çıkaramamış.
Şeytan, bir gün çok sinirlenmiş, ‘Şuna öyle bir oyun edeyim ki, benim şeytanlığımı, nasıl ve ne
kadar kötülük yapabileceğimi anlasın’ demiş ve hemen kolları sıvamış. Köyde su içmek için
kullanılan büyük bir çeşme varmış. Şeytan girmiş çeşmenin içine ve o adamı beklemeye başlamış.
‘Adamcağız’ her gün camiye giderken, o çeşmeye uğrayıp abdest alıyormuş. O günde gelmiş
çeşmenin başına açmış musluğu, şeytan ‘merkep’ şeklinde, çıkarmış başını koca kulaklarıyla
‘nanik’ yapıyormuş. Adamcağız, ‘çeşmede merkep var’ diye bağırmaya başlamış. Bütün köylü
başına toplanmış, bakmışlar, bir şey görememişler. Ama ‘Şeytan’ onlara görünmüyormuş. Olay
bir iki defa daha tekrarlanınca adamı, delirdi, diye ‘Akıl Hastanesine’ kaldırmışlar. Akıl
Hastanesindeki doktorlar, bir zaman geçtikten sonra, ‘ acaba iyi olmuş mudur?’ diye adamı
köyündeki çeşmenin başına götürmüşler. Şeytan yine orada, merkep kılığında, nanik yapıyormuş.
Adamcağız dürüst biri ya, ‘vallahi de billahi merkep orada, bana yine nanik yapıyor’ deyince,
doktorlarda, ‘henüz iyileşmedi’ diye, adamı tekrar hastaneye götürmüşler. Aradan yıllar geçmiş,
adamcağız bakmış, ömrü akıl hastanesinde geçecek, bu arada köyde de ‘hiç ummadık ve
olmadık olaylar, gelişmeler’ oluyormuş, çıkmış doktorların karşısına ‘ben artık iyileştim, bırakın
beni köyüme döneyim.’ demiş. Yine getirmişler, çeşmenin başına, açmışlar musluğu, onlar
görmüyor, ama şeytan kahkahalarla merkep kılığında o adama yine ‘nanik’ yapıyormuş. Ama
adam, bu kez, ‘yok, bu sefer hiçbir şey görmüyorum’ demiş ve de eklemiş, ‘siz haklısınız, hiç
muslukta merkep olur mu, bana nanik yapar mı?’ deyince, doktorlar, adamın iyileştiğine kanaat
getirmişler ve onu serbest bırakmışlar. Şeytan, bu kez sinirlenmiş biçimde, ‘nasıl beni inkar
edersin’ diye bağırırken, adam, arkasına dönmüş, gülmüş şeytana ve şöyle demiş. ‘Sen,
oradasın. Merkep kılığında bana nanik yapıyorsun. Bu gerçeği ikimizde biliyoruz, ama doğruyu
söylersem, bana deli diyorlar. Onların istediğini söylersem de akıllı. Bu yalancı dünya böyle,
hadi bana eyvallah! deyip, yürüyüp çeşmenin başından uzaklaşmış, gitmiş. Köylüler ve o adamın
ailesi alkışlarla, büyük sevinçle karşılamışlar ‘akıllandı’ diye o adamı..
Şimdi yazımın başlığında belirttiğim, anlattığım kısa öyküde anlattığım “Şeytan insanı deli de
yapar, akıllı da!” konusuna gelelim. Efendim, memleketimiz şehri Balıkesir’inbir zamanlar gayet
kudretli ve de muktedir, siyasi, sosyal, finansal ve de medyatik hakimiyeti elinde tutan o devrin
mümtaz şahsiyeti, 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra bu FETÖ meselesinden epeyce
sıkıntıya girmiş, bunalmış, koltuğundan olmuş, ağlaya ağlaya makamını bırakmıştı,
anımsayanlarınız vardır. O mümtaz şahisiyet aylar boyunca ‘bu işin ucu an gelir bana da
dokunur mu?’ diye adeta ecel terleri döker olmuş, dert sahibi olmuş, sağlığı bozulmuştu. Ama
memleket sathında o zamanlar ‘cadı avı’ şeklinde süren FETÖ’cü avı rüzgarlarının esmesi aniden
kesilince bütün kerameti kendinden menkul zanneden kudretli o mümtaz şahsiyet, çok derin ve
oldukça ferahlatıcı biçimde soluk almış, gayet rahatlamış görünüyordu. Hatta yeni kurulan bir
partinin Balıkesir teşkilatını oluşturma ve palazlandırma işlevini finansör olarak üstenmiş
durumda olduğu rivayet edilir oldu. Ama kazın ayağı aslında hiçte öyle değil işte!..

Aha da buraya yazıyorum, hele ki memlekette seçim sathı mailine bir girilsin, hemen akabinde
yani bir müddet sonra ‘oh bu rezil FETÖ işinden kurtuldum, sıyırdım nihayet!’ diye erken
sevinen, ellerini ovuşturan onun gibi nice şahsiyetinde bulunduğu güruhun ‘bu FETÖ
meselesinden’ başına gelmedik kalmazsa hiç şaşırmayın! Bir şey biliyorum ki, söylüyorum,
yazıyorum. Kaynağım çok sağlam olmasa bunları da yazmazdım. Beni bilenler bilir, somut
bilgilere dayanmayan, dedikodu niteliğinde, ‘çamur at izi kalsın’ veya ‘boş atıp dolu tutarım’
diye bir şeyleri yazı konusu dahi yapmam, yapamam ve de yaptırmam da!.
O nedenle diyorum ki; Allah hiç kimseyi bu FETÖ’cü meselesinde olduğu gibi şeytana uyup da
delirtmesin, sonra dan da sözüm ona akıllandırmasın!.

POPÜLER FOTO GALERİLER