Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

NEMELAZIMCILIK VE EYYAMCILIK KRONİK BİR HASTALIK MIDIR?

NEMELAZIMCILIK VE EYYAMCILIK KRONİK BİR HASTALIK MIDIR?
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
8
13 Ocak 2021 - 10:14

 

Yazılarımın çoğunda karamsarmış gibi görünmeme rağmen yine de enseyi karartmamak gerektiğini vurguladığımı yazdıklarımı günü gününe dikkalice takip edenler hemen anımsayacaklardır; Elbette ki, dünya üzerinde yaşayan tüm insanların, ülkemiz toplumunun, ülkemizin bugünkü durumuna bakıp da geleceğe yönelik olarak beklenti, istek ve umutlarında karamsar olmamaları hatta gelecekten ürküp korkmamaları asla mümkün değildir, olamaz da..
32 yılı aşkın bir süredir Balıkesir’de ‘gazetecilik’ yapan biri olarak konuyu bir kez daha irdelemeye başladığımda Balıkesir ölçeğinde değerlendirmeye başlamak sanırım en doğrusu olacaktır. Öncelikle; ‘Türkiye’yi doğuran il Balıkesir’ şeklindeki yıllar yılı slogan haline getirmeye çalıştığımız bu ve benzeri sözlerin içini bu güne kadar acaba doldurabildik mi, ne denli ve ne ölçüde, o iddialı söylemlerin, Balıkesir ve Balıkesirliler olarak arkasında veya yanında durabildik?’ diye kendimize sormak, sorgulamak gerektiğine inanıyorum. Bence ivedilikle tartışılması ve sorgulanması gereken işin sadece bir tarafı ama bence aynı zamanda en önemli tarafıdır!
Çünkü ‘Balıkesir’in ve Balıkesirlilerin bir türlü kurtulamadığı nemelazımcılık ve eyyamcılık hastalığı veya kimilerine göre de, içgüdüsel bencillik veya bir başka deyişle narsist tutkusu, o tartışmanın ve sorgulamanın dürüstçe ve açıkça yapılmasını engellemektedir!’ şeklindeki ‘açık ve net’ tespiti cesaretle ve gayet açık yüreklilikle ortaya koymak gerekiyor, sizce yoksa gerekmiyor mu?
Balıkesir’de; Yıllar yılı tartışılan, yakınılan, sıkça dile getirildikçe, daha da kronikleştiği söylenen o söz konusu eksikliğin en önemli nedeni yine bana göre ‘bir türlü bütüncül yani kollektif olamamak ve düşünememektir!’
Bu nokta da yine ‘Neden’ diye sorarsanız; Siz, Balıkesir’de hiç, herhangi bir kurum veya kuruluşun veya fabrikanın ya da herhangi bir işletmenin yahut şirketin, adı kollektif olsa dahi, uzun vadede sistematik olarak bütüncül yani kollektif çalışma gösterdiğini, başarılı olduğunu gördünüz veya duydunuz mu, hiç sanmıyorum! Bu memlekette anonim olmayı ve davranmayı dahi beceremeyenler, hatta içlerine sindiremeyenler, nasıl, kollektif olabilsinler ve iş yapabilsinler başarabilsinler ki! Hemen herkesin ayrı telden çaldığı, bir takım kurum ve kuruluşlar, şirketler ile meslek birlikleri veya odalar da dahası kooperatiflerde sıra iş yani icraat eylemeye yani risk almaya geldiğinde, çoğunlukla kimse, elini taşın altına bir türlü koymak istemez, o yüzden, daima bir kişinin veya bir grubun sözü geçer, yani kaba tabiriyle borusu öter, icranın başı da, sonu da, o bir kişidir! Ya da o bir kişiye bağlı grubun elindedir. Durum böyle olunca da; İş ya da hizmet üretmek, büyümek ve dolayısıyla gelişmek, o bir kişinin veya o bir kişiye bağlı grubun elinde ‘vizyonunun genişliği veya darlığıyla orantılı olarak’ kalmaktadır. Durum böyle olunca da, son derece önemli ve yaşamsal konularda, karar vermek, ileriye yürümek, onların inisiyatifinde ve insafında mümkün olabilmektedir, bilmem anlatabildim mi, sizler de anlayabildiniz mi?
Belki de anlatmak istediğimin daha da iyi anlaşılması ve algılanması için konuyu biraz daha açmak, örnekleyerek detaya girmek gerekirse ki öyle sanıyorum gerekiyor, örneğin; Bir ilin Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı ya da ilçelerin belediye başkanları, kaymakamları o ilin gelişmesi kalkınması, büyümesi, ilerlemesi için, farklı bir konsept veya projelerle bütüncül biçimde yani koordineli olarak ‘hedefler programı’ ortaya koyuyorsa, buna rağmen Ankara’dan merkezi yönetimden bir başkaları ise, o ilin gelişme ve kalkınması için daha farklı şeyler düşünüyorsa ve uygulamaya çalışıyorsa, dahası, o ilin yerel yönetimleri, yani belediyeleri, farklı düşünce ve anlayışlar içindeler ise, Sanayi ve Ticaret Odaları gibi kuruluşları, sivil toplum örgütleri de, çok daha farklı stratejiler içinde hareket etmeye, eğilim gösterebiliyorlar ise, yani bir noktada buluşamıyorlarsa, her kafadan, o ilin gelişmesi, kalkınması, büyümesi, ilerlemesi için farklı sesler çıkıyorsa, ya da farklı partilerden veya aynı partilerden olsa da onların her biri siyasi hesaplar uğruna farklı tellerden çalarak kısır çekişmeler içine giriyorsa o ilin gerçekten ‘topyekün’ gelişmesi, kalkınması, büyümesi ve ilerlemesi, asla ve asla mümkün olmaz, olamaz!
“Balıkesir ve Balıkesirliler olarak, kimilerinin hala farkında olmadığı veya olamadığı ya da farkında olmak istemediği, ‘o nemelazımcılık ve eyyamcılık hastalığından’ bir türlü kurtulamadığımız için, iş buraya bu noktaya kadar gelmiş, dayanmış, yani ‘kronikleşmiştir!’
O zaman yapılacak şey şudur, hem de ivedilikle yapılacak olan ‘zihniyet devrimi elzemdir yani kaçınılmazdır, hem de bütüncül olarak yani topyekün biçimde köklü ve kalıcı olarak zihniyet devrimini hemen gerçekleştirmek gerekmektedir!.”
Eğer sözünü ettiğim, tek çare olarak önerdiğim o devrim yani zihniyet devrimi gerçekleşirse, yani bütüncül davranılabilir, kollektif olunabilirse, her kafadan ayrı sesler çıkmasının önüne geçilebilirse tek amaç etrafında birleşme ve güçlerin birleştirilmesi sağlanabilirse kast ettiğim o kollektif çalışma, iş yapabilme, dolayısıyla bütüncül biçimde üretim gücü gerçekleştirilebilir ise, işte o zaman öyle inanıyorum ki “Balıkesir’in ve Balıkesirlilerin önünde kimse duramaz, onları başka güçler asla engelleyemez!”
O yüzden gelin hep birlikte öncelikle ve ivedilikle yazımın başından beri sözünü ettiğim, hedef olarak gösterdiğim, zihniyet devrimini kaçınılmaz biçimde ve hemen gerçekleştirelim. O zaman Balıkesirliler olarak bizler sadece bugünü değil yarınlarımız yani gelecek yılları da umut ve beklentilerimizin gerçekleştiği yıllar olarak geçirebiliriz.

POPÜLER FOTO GALERİLER