Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

KORKUTANLAR DA ASLINDA KORKUYOR!.

KORKUTANLAR DA ASLINDA KORKUYOR!.
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
23
24 Eylül 2020 - 10:24

Bu sütunlarda daha önce benzer başlıkla yayımlanan yazımı  sosyal medyada da paylaşmamın ardından aynı zamanda okurlarım olan sevgili dostlarım yine bana bir şekilde ulaşarak şu soruyu sormuşlardır; “Korkutanlarında aslında korktuğunu söylüyorsun, peki korkutanlar nasıl korkuyorlar, anlatır mısın?” Bu soruya en doğru yanıtı verebilmek, neyin nasıl gerçekleştiğini anlatabilmek için söz konusu o yazımda anlattıklarımı, kısaca yeniden anımsatmak gerekiyor, sanırım. Halis Çetin’in “Korku Siyaseti ve Siyaset Korkusu” adlı kitabında en can alıcı ve dikkat çekici bölüm şudur; “Korku mu siyaseti yaratmıştır, yoksa siyaset mi korkuyu yaratmıştır? Korkutan, korku ve korkan arasındaki ilişki mi siyasettir, yoksa iktidar, meşruiyet ve itaat arasındaki ilişki mi korkudur? Tanrı mı korkuyu yaratmıştır, yoksa korku mu Tanrı’yı yaratmıştır. İnsan korkuya, boyun eğmek için mi yaratılmıştır, yoksa korkuyu yok etmek için mi vardır? İnsan insandan, korunmak için mi korkuyu yaratmıştır, yoksa insan insanın korkusu olsun, diye mi yaratılmıştır? Korku, insan korkularının mı ürünüdür, yoksa korkular insanların mı? İnsan korkudan korunmak için mi, iktidar üretir, yoksa iktidarlar insandan korunmak için mi, korku üretir? Neden ve niçin korktuğumuz mudur siyaset, yoksa neden ve niçin sorularından korkutulduğumuz mudur siyaset?” Aynı konuya ilişkin, Dr. Erdal Atabek ise kendine ait İnternet sitesinde, “Sevgi mi, Korku mu?” başlıklı analizinde, şu görüşlerini ifade etmektedir; “İnsanları, toplumları neyle yönetirsiniz? Sevgiyle mi, korkuyla mı? Neden bu soruyu soruyoruz, çünkü günümüzde toplumlar korkuyla yönetiliyor. Sevgi, sevileni güçlü kılıyor. Korku ise, korkutanı güçlü kılıyor. Sevginin etkisi ise değişik, seven güçsüz, sevilen güçlü görünüyor. Korku da ise daha farklı, korkutan güçlü, korkan güçsüz kabul ediliyor. Bu nedenle de toplumlar korkuyla yönetiliyor. İnsan ilişkilerinde sevgi İnsanları özgürleştirir. Eşiniz de çocuğunuz da sevgiyle gelişir. Ama ilişkileriniz korkuya dayalıysa, korkanlar geriler ve köleleşir, kişiliklerini yitirirler. Otokratik aileler böyledir. Demokratik aile ise yanlış anlaşılır, disiplinsiz sanılır, oysa asla öyle değildir. Demokratik ilişkilerin disiplini ortak ilkelerdir. Ortak ilkelere dayalı ilişkiler sevgiyi geliştirir, saygıyı yaşatır, korkuları da ortadan kaldırır. Günümüzde yaşam pek çok korkuyu üretiyor, Korkuyu üretmekle kalmayıp, büyütüyor, yaygınlaştırıyor. Günümüzün yaygınlaşan korkuları; Yalnızlaşma, kimsesizlik, işsizlik, parasızlık, yaşlanma, hastalanma, evsizlik, sokakta kalma, başarısızlık, mutsuzluk, terk edilme, ölüm ve daha birçok korku sayılabilir. Ama daha büyük korkular da vardır. Örneğin; adaletsizlik büyük bir korkudur. Haksız yere suçlanmak, hakkını alamamak ve hakkını arayamamak ve bunu kimseye anlatamamakta çok büyük, çaresiz kalınan korkulardır. Bir başka korku çeşidi de, toplumsal suskunluktur, yani toplumsal sağırlık, korkunun her yana sinmiş olmasıdır. Aslında adaletsizlik büyük bir korkudur. Bunların yanında, ayrımcılıkta büyük korkudur. Din ayrımcılığı, Mezhep ayrımcılığı. Irk ayrımcılığı, renk ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı, gelir ayrımcılığı, diye sayılanlar da, aslında korkulardır. O nedenle, ayrımcılık pek çok haksızlığın da başlıca nedenidir. Ülkemizin yaşadığımız sorunları da işte bunlardır; ‘Adaletsizlik ve Ayrımcılık.’ Bütün korkuları üreten, toplumsal ortamdır. Korku ile yönetilme, güvensizlik, ancak itaatini kanıtlarsan yaşama hakkı bulabildiğin ortamlar. Ya sonra, ya sonrası ve nereye kadar? Bu sorunun açık bir yanıtı vardır; İzin verdiğin kadar, izin verdiğin sürece gibi. İnsanların yaşadığı da budur, toplumların yaşadığı da budur. Sen izin verdiğini yaşarsın. Sen izin verdiğin sürece yaşarsın. Onu ‘O’ yapan sensin. Bu gerçeği görmezden gelerek, farkında değilmiş gibi yaparak, izin verdiğini yaşıyorsun. Yakınmak yerine düşünülmesi gereken aslında budur.” Bu bilgiler ışığında ve kapsamında, ‘Korkutanların nasıl korktuğunu anlatmak, pek zor olmasa gerek!’ diye düşünüyorum.

Aslında anlatmak istediğim şudur; Ülke genelinde olduğu gibi Balıkesir’in siyaset yaşamında da kendisinden çok korkulan siyasetçiler vardır,  az da olsa çok sevilen, beğenilen ve takdir edilen siyasetçiler de vardır. Kanaatim odur ki, sayıları epeyce azalmış da olsa o sevilen, beğenilen ve takdir edilen siyasetçilerin yapılacak ilk seçimde aday olduklarında kazanma olasılığı, korkulan siyasetçilere göre çok daha fazla olacaktır! Korkutanların aslında nasıl korktukları örneklemeli biçimde anlatacağım bundan sonraki yazılarımda bu gerçeklerin herkes tarafından öğrenilecek olması o cenah da daha şimdiden derin endişe ve kaygılanmalara sebep olmaktadır!.

 

 

 

POPÜLER FOTO GALERİLER