Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

KAYIP KUŞAĞIN APOLİTİK DURUŞU

KAYIP KUŞAĞIN APOLİTİK DURUŞU
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
26
09 Ekim 2020 - 10:07

Çok iyi anımsıyorum, 1980’lerde yetişen benimde içinde bulunduğum kuşağa apolitik duruşu nedeniyle ‘kayıp kuşak’ deniliyordu. Bizim dönemin gençliği aslında kayıp kuşak tanımlamasını, öyle etiketlenmeyi kesinlikle hak etmiyordu. Çünkü seksenli yılların gençliğinin önünde tek seçenek vardı; ‘Apolitik duruş!’ Apolitik duruş içinde olmayan, öyle davranmayanlar o yıllarda mimleniyor, fişleniyor, en basit bir durumda da olsa politik bir duruş veya tavır gösteriyorsa ‘otorite’ tarafından önce dışlanıyor, sonra da baskı göstermeye başlıyor, ona karşı tüm kapılar kapanıyor, yani kısacası hayatı karartılıyordu. 12 Eylül askeri darbesi sonrası gençliğin düşünceden, okumadan, politikadan, yurt içi ve yurt dışı sorunlardan kendini uzak tutmaya zorlaması, daha çok ‘gününü ve kendini kurtaran, popülist kültürün tutsağı olarak eğlence merkezli’ bir gençlik haline gelmesi, bu gençlik kuşağına da ‘apolitik gençlik’ adı verilmesi elbette kendiliğinden olmamıştır. Bence, 1980 sonrası gençliğe ‘apolitik kuşak ya da kayıp kuşak’ adı verilmesinin sebebi 1980 askeri darbe dönemi öncesi 1970’lerin gençlik kuşağıyla kıyaslanmasından kaynaklanmaktadır. O dönemin ‘politik gençliği’ yani 1960’ların sonları ve 70’li yıllarda yetişen ‘gençlik kuşağı’ fazlasıyla politize olmuş, siyasetin içine epeyce girmiş, sağ, sol çatışmalarıyla kamplara ayrılmıştı. O nedenle 1980 öncesi kuşağın olumsuz biçimde seksenli yılların ‘apolitik gençliğin’ karşıtı olarak olumlu anlamda ‘politik’ bir gençlik kuşağı olduğu söylenemez. Yetmişli yılların özellikle ikinci yarısında birbirleriyle her fırsatta çatışan, kıyasıya kavga eden, birbirlerine silah sıkmaktan dahi çekinmeyen ve daha çok ‘terörize’ biçimde bir özellik gösteren bir gençlik kuşağına ‘sütten çıkmış ak kaşık misali’ sürekli olumlu atıflarda bulunmayı pek doğru ve dolayısıyla mantıklı bulmadığımı bilhassa belirtmem gerekiyor. Kanımca bu kuşağı olsa olsa ‘ideolojilerle yoğrulmuş’ belki de ‘ideolojilerle beyinleri yıkanmış’ fazlasıyla politik bir ‘gençlik kuşağı’ olarak tanımlamak daha doğru olur kanısındayım. 12 Eylül’den sonra ise 80 öncesinin ideolojik gençliğinden rahatsız olan otoritenin; Hoşgörü ve sağduyunun egemen olduğu, tartışma ve uzlaşma kültürünün bir arada oluştuğu, okuyan, düşünen, sorgulayan, çözüm üreten bir anlayışta olması yerine yine başka bir olumsuz noktaya yani bugünlerde ‘apolitik gençlik’ diye tanımlanan istikamete doğru kaydıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. İnsanların gerçek anlamda düşünce üretebilmeleri için sistemin özgürlükçü bir yaklaşımla düzenlenmesi gerektiğini özellikle belirtmek gerekir. Bunun yanında insanları düşünmeye zorlayacak belirli mekanizmaların oluşturulması gereklidir. Üstelik bununla da kalınmaması ve bu oluşumlarla mekanizmalara da katılımın desteklenmesi, teşvik edilmesi gerekmektedir. Daha düne kadar yani 2016’nın 15 Temmuz’una kadar birileri tarafından(!) tekdüze düşünen, standart giyinen, belli kalıplar dışına çıkarılmayan beyinleri yıkanmış ‘dindar ve kindar bir gençlik’ istenirken, kimileri de diğer taraftan gençliğin düşünce üretemediğinden, ülke ve dünya sorunlarına kafa yormadığından yakınıyor, onlara seksenli yıllardan beri ‘apolitik gençlik’ demekte ısrar ediyordu. Sizce de bu durum apaçık bir çelişki değil miydi?.
Düşünce merkezli özgürlükçü yaklaşımların olmaması ya da özgür ortamların daraltılması ‘apolitizasyon’ sürecini hızlandırır. Bir kere gençlerin gerçekten orijinal fikirler üretmesini istiyorsak, onları belli kalıplar içerisine sokmaya zorlamaktan vazgeçmemiz gerekiyor..
“Daha özgürlükçü yaklaşımlarla özgüvenli, alternatifler üreten, farklı düşünen ama kendisi dışındaki farklılıklara saygı duyan insanların yeri ‘apolitik’ ile ‘ideolojik’ arasında bir yerdedir.”
Bu arada yıllardır süregelen‘apolitizasyon’ sürecine gayet ilginç, bir o kadar da kara mizah türünde sayılabilecek bir çok örnek sayabilirim ama lafı daha fazla uzatmamak gerektiğine inanıyorum. Demem o ki, apolitizasyondan kurtulmak için düşünce ve ifade özgürlüğüne ne kadar ihtiyaç duyduğumuz, gerekli ve hatta zorunlu olduğunu düşünmemiz bece şarttır, zarurudir. Çünkü ifade ettiğiniz fikirler, kullandığınız kavramlar ilgisiz bir şeylerle irtibatlandırılarak sizin yıpratılmanıza sebep olabiliyor. O nedenle tez elden ‘gözlerimi kaparım vazifemi yaparım, ya da sen işine bak gerisine karışma, ben işime bakarım, bana ne, kime ne, sallabaşını, yap işini, al maaşını’ zihniyetinden kurtulmak gerekiyor. Aksi halde ‘apolitik gençlik’ sadece seksenli yılların gençliği için değil, günümüz gençliği içinde geçerli bir tarif haline gelmekten maalesef kurtulamayacak, 2016’nın 15 Temmuz’undan o hain kalkışmadan çıkarılması gereken ibretlik derslerin çıkarılmadığı apaçık görülecektir..

POPÜLER FOTO GALERİLER