Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

DAYATMA İLE DİNDAR OLUNMAZ!.

DAYATMA İLE DİNDAR OLUNMAZ!.
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
4
31 Mart 2020 - 13:02

Dün kaldığım yerden devam ediyorum; Ülkemizde ne yazıktır ki, bir kısım çevrelerin ulaşmak
istediği siyasal sistem varmış gibi gözükmektedir. Kanımca bu siyasal sistemi, Sünni İslam
fıkhını refere ederek inşa etmek istiyorlar. Sünniliğin dört fıkhi ekolü var: Hanefilik, Şafilik,
Malikilik, Hanebelilik. Bunların içinden güncel anlamda Vahhabiliğin ve Selefiliğin öne çıktığını
görülmektedir. Çünkü Vahabilik ve Selefilik de aslında bu Sünni İslam fıkhından neşet eder
yani alır ve yayılır. Kimi ve hatta çoğu ilahiyatçılar her ne kadar Selefiliği daha evvelki dönemi
ifade ediyor gibi anlatsa da o anlayışta da bu külliyattan beslenmektedir.Günümüzde malum
çevrelerin birtakım çalışmaları, uygulamaları bize bunu anlatmaktadır. Tırnak içinde ifade
etmek gerekirse şeri bir İslam devleti kurmak veya devleti o tarafa doğru dönüştürmek
arzusunun var olduğu anlaşılmaktadır.
Günümüzde İslam adına bu topluma dayatılmak istenen bir proje var ve adım adım
uygulanmaya çalışılıyor, kanaatini taşımaktayım. Devamında ben yine şu kanaati
taşımaktayım ki; Bu proje kimi İslam ülkelerindeki gibi kısa dönemde gerçekleşen büyük
ihtilaller, devrimler yoluyla değil, uzun bir sürece yayılmış şekilde ilerliyor. Bu sürecin sonunda
varacakları yer birilerinin zannettikleri gibi İslam ya da Kuran’ın hükümleri falan olmayacaktır.
Tam tersine Emevilerin çarpıttığı, tersyüz ettiği dejenere edilmiş din anlayışı olacaktır. Ne yazık
ki!…
İlahiyatçı Cemil Meriç bu durumu “Sözde İslam” şeklinde tanımlamaktadır. Gerçek yani hakiki
İslam aranıyorsa ki ben arıyorum; Bu evrensel insan hakları temelinde evrensel hukuka
yapışarak,ona tutunarak mümkün olur. Hurafelerle dolu din anlayışını dayatarak değil. Çünkü
Kuran bunu söylemekte anlatmaktadır. O günün koşullarında yani İslamiyetin doğuşuyla
birlikte bugüne kadar yapılabilecekler yapılmış, sonra insan aklının önü açılmış, bu yoldan
yürüyün denilmiştir. Kimileri o yolda yürümekten imtina edip, yedinci asırdaki noktada
duruyorlar gibi duruyorlar. Kutsal kitabımız Kuran, “Her zamanın bir hükmü vardır”
demektedir. Bu kesinlikle dikkate alınmalıdır ama alınmamaktadır. İslam tarihini doğru
kaynaklardan inceler ve irdelersek bu doğru anlayışın üzerine betonu İmam Gazali dökmüş,
“İçtihat kapısı kapanmıştır” demiştir. Gazali'den sonraki süreçte Müslümanlar adeta durmuş,
İslam tarihi de dondurulma noktasına getirilmiştir. Yine İlahiyatçı Cemil Meriç bir söyleşisinde
konuya ilişkin şunlkarı söylemktedir; Bugün birilerinin övgüyle bahsettiği Nizamiye
Medreseleriyle birlikte akıl hapsedildi. Özgür düşünce katledildi. Ne lazımsa önceden zaten
söylendi denildi, fikir hürriyetine saygı duyulmadı. Dolayısıyla da İslam Dünyası ilerleyemedi.
Bugün Türkiye’yi ve bazı İslam ülkelerini Emeviler dönemine geri götürmeye çalışıyorlar.
Evrensel hukuk, İslama uygundur. Bugün bir Müslümanın hukuk adına savunması gereken
değerler insan hakları olmalıdır. Bugün birilerinin bu ülkeye egemen kılmaya çalıştığı din
anlayışı kadercilik üzerinedir. Emevi doktrini üzerinedir. Bu anlayış, insanları dünyevi
realiteden koparır, tamamen uhrevi anlatılara göre hayatı dizayn etmeye çalışır. Fakat tüm
bunlar olurken de küçük bir azınlık dünyanın nimetlerinden sonuna kadar faydalanır. İslam
dünyasında hemen hemen bütün ülkeler bu durumda. Laikliği esas alan birkaç ülke istisna
edilebilir. Yani Anayasası'sında hala laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti yazan
Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti gibi..
Doğru söze ne denir, ilahiyatçı Cemil Meriç ile aynı kanaatteyim, aynı görüşleri fazlasıyla
taşımaktayım.
Coronasız sağlıklı günlerde yine bu sütunlarda buluşmak umuduyla..

POPÜLER FOTO GALERİLER