Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

ÇÖKÜŞ BAŞLADI MI?

ÇÖKÜŞ BAŞLADI MI?
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
207
09 Eylül 2020 - 9:27

Zannediyorum iki ya da üç ay önce bu sütunlarda yayımlanan bir yazımda ‘agnotoloji’ diye bir kavramdan söz etmiştim. O zaman açıklamasını yapmıştım ama üşenmeden bir daha yapayım. Agnotoloji nedir? diye sorarsanız, ‘Agnotoloji bilgisizliğin bilimi’ demektir. Günümüz koşullarında yani modern teknoloji çağında bilgiye erişebilir olmak, gerçeğe de ulaşıldığı anlamına ne yazık ki gelmiyor. Kimileri siyasi ve ticari çıkar elde etmek için, kasıtlı yalan haber ve bilgileri yayarak kafa karışıklığı yol açıyor. Onların asıl amaçları, düşünmeyen, sorgulamayan, gerçeği aramayan aptal kitlelerin kendilerine empoze edilen yalan, yanlış, saptırılmış, abartılmış haber ve bilgileri ‘doğru’ kabul etmelerini sağlamak ve de o sayede cahil cühela sürüsünün bireylerini yani ‘agnotoloji ürünü cahilleri’ dilediğince yönlendirip kullanmaktır. Bu kısa açıklamadan sonra yine başa dönersek, öncelikle şunu belirtmem gerekiyor. Daha önce konuya ilişkin yayımlanan o yazımın içeriğinde de bir değil birkaç kez belirtmiştim ama bir kez belirmek gerekir ise agnotojiye dair bir kez daha yazmamdaki maksadım şudur; İronik biçimde bir yaklaşım ve tarz ile yakın geçmişin ve bugünün bana göre sözde kudretli egemenleri, siyasi kimlik taşıyan o bazı zat-ı muhteremlerine yari geldiğinde bir mesaj göndermek ve bu vesileyle kafalarındaki beş mumluk(!) sönmüş ampüllerini belki tekrar yakabilmektir. O zaman da olmadı bu kez de olmayacak elbette..
Olmaz da çünkü benim yapmak istediğim algısı kıt olanlardan doktora tezi yazmasını beklemek gibi bir şeydi, o yüzden asıl maksat bir türlü hasıl olmuyor!.
O yüzden yazımın başlığında sorduğum soruyu bir kez daha yineleyerek hemen yanıtını da vermek istiyorum. Evet, çöküş başladı mı? ÇOKTAN BAŞLADI!..
Siz bakmayın kimsenin sesinin sedasının çıkmadığına herkes bir şekilde ekmek peşinde dolayısıyla iş, aş derdine düşmüş kitlelerden kendisini idare edenlere karşı bir tepki veya aleni muhalafet etmesini beklemek safdillik olur. Yani pek de gerçekçi olmaz, olamaz!.
Biraz geriye gidecek olursak çok değil 2017’nin 16 Nisan’ında gerçekleştirilen referanduma kadar gidersek; Aslında 16 Nisan halkoylamasında bu iktidar yüzde 60’lar hatta 70’ler seviyesinde kendinden yana olumlu sonuç bekliyordu. Ama sağduyulu vatandaşlarımızın verdiği sağlıklı kararlar yüzünden hayal kırıklığına uğradılar. Devlet demek iradesini tek kişiye teslim etmek değildir. Her devletin bir anayasası vardır. Devlette işler hukuka bağlı olarak yürürse o zaman gerçekten adalet sağlanmış olur. Gerçekte kamusal alanda işler liyakat sahibi olana verilir. Dünyada yazılı anayasası olmayan tek devlet bilindiği gibi İngiltere’dir. Ama bizim ta Osmanlı’nın son dönemlerinden beri köklü bir anayasa geçmişimiz vardır. Bu toplum yaklaşık 150 yıldan bu yana yasalara göre yönetilmeye alışmıştır. Cumhurbaşkanı ‘Yargıçları, hâkimleri ben kendim tayin ederim’ diyor. O zaman sormak lazım; ‘Peki seni kim denetleyecek? ‘ O da Onu da ben tayin ederim’ diyor ve öyle de yapıyor. Böyle anayasa, böyle hukuk olur mu? diye sormak lazım o zaman! Aslına bakarsanız şimdilerde başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere iktidar kanadını ve de genel anlamıyla Cumhur ittifakını bir telaş aldı ki sormayın! Daha seçime üç yıl var diyorlar ama nedense her fırsatta durduk yere muhalefete yüklenmekten daha doğrusu saldırmaktan asla geri durmuyorlar. Neredeyse coronavirüs’ün bile sorumlusu muhalefetmiş gibi veryansın edecekler!.
O derece yani!.
Aslında amaç belki de baskın bir erken seçimdir, kim bilir! Bence onlar artık milletle inatlaşılmayacağının çoktan farkına varılmış durumdadır. Neymiş efendim, metal yorgunluğu varmış, şuymuş, buymuş! Hepsi hikaye, boş lakırdı. Gündemi değiştirme çabaları bunlar! Her çıkışın bir inişi vardır. Artık çöküş başlamıştır ve bu işin dönüşü yoktur. Telaş o yüzdendir! Bu ülkenin insanları, öyle inanıyorum ki çoğunlukla bu ülkenin Mursi’nin Mısırı’na, Esad’ın Suriyesi’ne, Saddam’ın Irakı’na doğru gittiğini maalesef görüyorlar ve o yüzden büyük endişe içerisindeler. İlk seçim de yani erken mi olur, baskın şeklinde mi olur ya da 2023’e kalır mı ama ilk yapılacak seçimde bu gidişe artık ‘dur’ demenin zamanıdır ama yazımın ilk pragrafında ifade ettiğim gibi toplumun öncelikle kitlesel bir sorunundan ivedilikle kurtulması gerekiyor. Benim akıl tutulmasının aymazlık hali diye defalarca sözünü ettiğim, daha sonra da geçtiğimiz aylarda benim bir yazımda ve bugünkü yazımda yine ifade ettiğim gibi ‘agnotoloji ürünü cahilleri’ şeklinde belirttiğim kitlesel ve de kronik hastalıklar bu gidişe artık dur deme zamanını sürekli geciktirmektedir!.

POPÜLER FOTO GALERİLER