Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

BUGÜN MAALESEF 24 NİSAN..

BUGÜN MAALESEF 24 NİSAN..
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
6
21 Nisan 2020 - 11:34

Evet, bugün maalesef 24 Nisan. Yani ‘Sözde Ermeni soykırımı’ iddialarının her yıl dile getirildiği
günün 105.ci yıldönümü..
Birinci Dünya Savaşı’nın epeyce kızıştığı bir dönemde, 1915 yılında, Osmanlı İmparatorluğu
tarafından ülke sınırları içinde yaşayan Ermenilerin yaşadıkları bölgelerden ülkenin diğer
güvenlikli bölgelerine, zorunlu göç ettirilmesi yani tehcir edilmesi esnasında sayıları 370 bin ile
620 bin civarı Ermeni Osmanlı yurttaşının yaşamlarını yitirmesiyle sonuçlanan felaket, tam yüz
yıldır tüm dünyaya 'soykırımmış gibi' kabul ettirilmeye çalışıyor..
Özellikle 1967 sonrası süreçte tüm dünyaya yayılmış Ermeni Diasporasına bağlı lobilerin yoğun
propagandasıyla sözde soykırım iddiaları 100’ü aşkın ülke parlamentosunda kabul görmüş ve
hatta bazı ülkelerde maalesef ‘Ermeni soykırımı’ yapıldığını inkar etmenin suç sayıldığı yasalar
uygulamaya sokulmuştur. Bu sütunlarda geçtiğimiz yıllardaki 24 Nisan’a denk gelen günlerde
konuya ilişkin önemli kaynaklardan derlediğim bilgileri, ‘sözde Ermeni soykırımı’ yapıldığına dair
iddiaların belgeleriyle nasıl çürütüldüğü sizlere ayrıntısıyla aktarmıştım. Bugün sadece o konuya
ilişkin kendi görüş ve düşüncelerimi, kişisel yorumlarımı en derin hissiyatımla sizlerle paylaşmak
istiyorum. Malum konuya ilişkin öncelikle şu hususu belirtmek isterim ki; Şahsen, kesinlikle 1915
yılında gerçekleştirilen tehcir yani zorunlu göç sırasında Ermenilere yönelik devletin güvenlik
güçleri tarafından sistematik biçimde soykırım boyutunda katliam uygulandığına yani
Ermenilerin toplu biçimde öldürüldüğüne inanmıyorum. Evet, gerçekten o zorunlu göç
uygulaması sırasında kimi kaynaklara göre 300 bin küsur, bazı kaynaklara göre ise 600 binin
üzerinde Ermeni, maalesef yaşamlarını yitirmişlerdir. Ama bu ölümlerin yüzde 45’i o dönemin
koşullarında yaygın olan salgın hastalıklar, kıtlık, açlık dolayısıyla bakımsızlık ve bitkinlik gibi
sebepler ile çok zor şartlar altında yapılmaya çalışılan ulaşım yani Ermeni grupların nakli
sırasında meydana gelmiştir. Dahası, yaşanan ölümlerden önemli bir kısmı da tehcir yani
zorunlu göç uygulaması sırasında her türlü olanaksızlar altında savunmasız ve korunmasız
durumdaki silahsız Ermeni gruplarına yönelik Kürt, Türk ve Ermeni eşkıya çetelerinin hırsızlık,
yağma, talan, tecavüz gibi çirkin emellerini gerçekleştirmek için yaptıkları insanlık dışı, vahşice
saldırılar sırasında meydana gelmiştir. Ama şurası bir gerçektir ki; O dönemde Doğu ve
güneydoğu Anadolu bölgeleriyle o zaman Osmanlı Devleti sınırları içinde bulunan Kuzey Irak
ve bugünkü Suriye’nin kuzeyi ve orta kısımlarında bulunan Osmanlı Ordusu unsurları ve
dönemin Jandarması kuvvetleri tarafından sivil Ermeni topluluklarına yönelik bırakın soykırım
veya katliam yapmayı, en ufak boyutta saldırı dahi gerçekleştirilmemiştir!
Aksine, çoğu kez yetersiz kalsalar da o dönemin Osmanlı güvenlik güçleri zorunlu göç
uygulamasına tabi tutulan Ermeni gruplarına yardımcı olmaya çalışmışlar, kısmen de olsa
yardımcı olmuşlardır. Ama biraz önceki cümlemde de belirttiğim gibi Osmanlı güvenlik
güçlerinin bu iyi niyetli yardımsever çabaları çoğu kez yetersiz kalmış ve maalesef Ermenilere
önemli bir fayda sağlamamış, onları korumaya ve kollamaya, güvenlik içinde, sağlıklı biçimde
gidecekleri yerlere ulaşmalarını tam olarak temin edememiştir. Bu arada asla göz ardı
edilmemesi gereken bir husus vardır. 1915 yılının ortam ve koşullarıyla 2020 yılının ortam ve
koşulları arasında dağlar kadar büyük farklar vardır. Yani şunu demek istiyorum; 1915 yılının
coğrafi, siyasal ve toplumsal koşullarıyla o günün ulaşım ve haberleşme olanaklarıyla bugünün
olanak ve koşulları arasında kıyaslama yapmadan o dönemin varsa hatalarını, kusurlarını
bugünün gözlükleriyle değerlendirmek, hatta yargılamaya kalkışmak en başta tarihi ve o
tarihin en yalın biçimiyle oluşmasını sağlayan insanlığa karşı büyük bir ayıptır, kanaatini
kuvvetle ve hararetle taşıyorum!.

24 Nisan’a ilişkin söyleyeceğim son söz şudur; Evet, 1915’de Ermenilerin tehcir uygulaması yani
zorunlu göç sırasında yaşadıkları olaylarda meydana gelen ölümlerden ben de üzüntü
duyuyorum. Ama asla bir utanç duymuyor, yaşamıyorum. Çünkü yüce Türk ulusunun bir ferdi
olarak bu büyük ulusun hiçbir ferdinin ne geçmişte ne gelecekte hangi devlet idaresinde olursa
olsun himayesi altındaki hiçbir etnik topluluğa yönelik olarak soykırım denilebilecek sistematik
biçimde toplu katliamlar yapmadığına ve yapmayacağına yürekten inanıyorum, ölene kadar
inanmaya da devam edeceğim..

POPÜLER FOTO GALERİLER