Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

BİZİM GİBİ NESLİ TÜKENEN DİNAZORLAR

BİZİM GİBİ NESLİ TÜKENEN DİNAZORLAR
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
15
26 Kasım 2020 - 10:30

Öyle zannediyorum ki biraz sonra sizlere sunacağım alıntılanmış bu yazıyı son 7-8 aylık süreç içersinde ulusal ve yerel basın organlarında sosyal medyada defalarca görmüş ve okumuş olmanız gerek..
Bu yazıya tesadüf etmemeniz mümkün değil…
O zaman malulumun bir kez ilanına ne gerek var, diye sakın düşünmeyin ve Mevlüt Kaleli tarafından kalem alındığını öğrendiğim mu müstesna yazıyı bir de benim köşemden okuyun lütfen;
“Hepsi şahsına münhasır, özel üretilmiş, yokluklar içinde yetişmiş yaralı bir nesil. Kim mi bunlar? 1950 ile 1970 yılları arasında bu dünyaya merhaba demiş, en genci 50, en delikanlısı 70 yaşında, hâlâ 18’lik deli taylar gibi ideallerinin peşinde koşan deli bir nesil?
Hiçbirinin altına hazır bez bağlanmamış. Höllük üzerinde yatmış, şeker çuvalından pantolon, Canikli lastikten ayakkabı giymiş. Evde inek beslemiş, okulda ABD süt içirilerek beslenmiş bir garip nesil..
Hiçbirinin renkli çocukluk resmi olmamış. Hatta hiç bebeklik, çocukluk resmi olmamış. Hiçbiri kreş, dershane, özel okul görmemiş. Ama hepsi profesörlere dahi ders verecek kadar bilgi sahibi bir tuhaf nesil. İhanet ve kalleşlikle sınanan nesil!
Harp görmüş, darp görmüş. Baskı, çatışma, sorguda işkence görmüş. Karakolda “Filistin askısı” ile cezaevinde isyanla tanışmış. İhaneti ve kalleşliği görmüş; işkencede insanın hayvan yüzünü görmeyeni kalmamış…
En azı 5 ihtilal, 6 muhtıra, 7 post-modern darbeden sağ salim paçayı yırtmış, en azı 10 ekonomik krizden nasibini almış, tecrübe abidesi, yoklukla terbiye edilmiş, direnç abidesi bir nesil…
Bu nesil özel bir nesil, birbirini vatan için katletmiş. Vurmuş vurulmuş, dövmüş dövülmüş… Ne yaptıysa yoluyla yordamıyla, kendi meşrebine uygun, ahlakına yakışır olanı yapmış…
Düşmanın da merdini aramış, buldu mu hakkını teslim edip onu da sevmiş. Dostun namerdinden, arkadan hançerlerinden nefret etmiş…
Birbirini yok etme pahasına, ölümüne mücadele etmiş, ama neslini tüketmemiş. İn ithaf sayılmasın diye idam sehpalarına selam veren inançlı yiğitler de, sırtından kurşunlanıp dostunun kucağında can veren ana kuzuları da bu nesilden çıkmış…
Bunlar, bu neslin üretim harikası mı yoksa üretim hatası mı tartışılır ama bu neslin istisnasız tamamı karşılıksız, hesapsız bu vatanı sevmiş….
1950 ve 1970 yılları arasında doğanlar gerçekten özel üretim, çoğu yatılı okumuş, kardeşlik ve paylaşma duygusu zirve yapmış… Çok kitap okumuş, en azı liseyi bitirmiş, hayatı yaşayarak öğrenmiş; ne ailesine ne devletine ekonomik yük olmamış, geneli bir baltaya sap olmuş. Muhannete muhtaç da olmamış, ezilmiş ama ezik kalmamış. Aç, açık, evsi yurtsuz, aşsız, susuz kalmış, kimseye müdana etmemiş…
Eğilmemiş, el etek öpmemiş, aç yatmış, kuyruğu dik tutmuş. Kan kusmuş, ‘kızılcık şerbeti içiyorum’ demiş. Dik durmuş, dikleşmemiş kendi şahsına münhasır özel bir nesil. Görevini, sorumluluğunu bilen, onuru için bir pireye bir yorgan yakan, öfkeli, hırçın bir acayip nesil bu dinozorlar…
Ölümüne yoldaş mezara kadar arkadaş!..
Neden bu kadar özel bu nesil biliyor musunuz?
Bu neslin üzerinden silindir gibi devlet geçti. Dozer gibi dünya milletleri ezdi geçti. Hayat bu nesli sınadı, çarkının dişlilerinde öğüttü ama tüketemedi. Bu çarktan kurtulabilen kurtuldu. Yaralı kurtulanlar, şükretmeyi, tevekkülü, sabırlı davranmayı, yaşamayı, hayatta kalmayı bildi…
Bu nesil, ihanetin acısını, dost hançerinin sancısını, ölümüne yoldaşlığı, mezara kadar arkadaşlığı bildi… Dostu için can vermeyi de, elindeki son lokmayı paylaşmayı da sadakati de, vefayı da bildi…
Bu nesil, katı, aksi, deli, serttir. Bir o kadar da merttir, hoşgörülü ve merhametlidir. Bu neslin yaşarken öğrendiği bilgi ve kaybederken edindiği tecrübe en büyük servetidir. Yani bu 1950 ve 1970 yilları arasında doğan dinozorlar tam bir müzelik antika nesildir…
Onun için 1950-1970 yılları arasında doğmuş, hâlâ inadına yaşayan ana, baba, amca, dayı, teyze, hala, yenge, dede, büyükanne her neyiniz varsa değerini bilin!..
Çünkü bunlar elinizde kalan son değerli hazinelerinizdir…
Oturun onlarla konuşun, dinleyin, geçmişi öğrenin, sonra arar da bulamazsınız. Çünkü onlar yakın tarihin son canlı kaynak kişileri, her biri iki ayaklı sözlü yakın tarih kitabıdır… Benden söylemesi…
Kalemine, yüreğine sağlık Mevlüt Kaleli..
Eleştiri, hesap sorma ve itirazın ihanet yaftasıyla yaftalandığı bir dönemdeyiz. Bu durum aslında yeni değil. İslam tarihinin büyük bir bölümünün itaatle ihanet kavramları arasında geçtiği inkarı mümkün olmayan tarihsel ve sosyolojik bir gerçek. Bu aynı zamanda egemen politik birer realite, yani gerçek. Üstelik tüm bunları da Coronalı günlerde yaşıyoruz. Umuyor ve diliyorum ki yakın gelecekte Coronasız günlerde sağlık içinde Mevlüt Kaleli’nin bu yazısını bir kez daha okuma imkanımız olur!..

POPÜLER FOTO GALERİLER