Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

BİLİNÇLİ BİR KAPİTALİZM ELEŞTİRİSİ..

BİLİNÇLİ BİR KAPİTALİZM ELEŞTİRİSİ..
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
7
13 Kasım 2020 - 11:44

 

Bu sütunlarda yayımlanan bazı yazılarım nedeniyle beni ‘solcu’ olarak yaftalayanlar, ‘sosyalist’ olduğumu düşünenler olsa da kendimi öncelikle demokrat, özgürlükçü, protest, gayet bilinçli ve de Atatürkçü bir muhalif olarak tanımladığım için aksini düşünenleri doğrusu pek umursamıyorum. Onların benimle ilgili algı yanlışlığı içinde olduklarına inanıyorum. ‘Özgürlükçüyüm’ ama moda deyimiyle ‘liberal’ kesinlikle değilim. Sizin anlayacağınız geçmişte ve günümüzde Türkiye’nin bilinen sığ siyasal kalıpları içinde düşünülecek, öyle değerlendirilecek, etiketlenecek biri asla değilim. ‘Demokratlığım’ kimileri tarafından ‘sosyal demokratlık’ kimilerince ‘muhafazakar demokratlık’ gibi algılanmasına rağmen ben toplumsal açıdan bakıldığında ülkemizdeki siyasal dokunun ‘merkez demokrat’ tarafında olduğum ve durduğum iddiasındayım. ‘Özgürlükçüyüm ama kesinlikle liberal değilim’ derken de aslında her türlü yasağa karşı olduğumu, siyasal sistemin çağdaş demokrasilerde olması gerektiği kadar özgürlükçü bir temele oturmuş olması gerektiğini de vurgulamış oluyorum. Ülkenin ekonomik düzeninin de kesinlikle ‘serbest piyasa koşullarına göre’ oluşturulmasını ancak toplumun menfaatleri lehine yapılacak yasal düzenlemelerle titizlik ve hassasiyet içinde ‘devlet denetimi’ altında tutulması gerektiğini aksi halde ‘vahşi kapitalist sistemin’ içinde ülke ekonomisinin iliklerine kadar bağımlı hale geleceğini, sonrasında da yok olup gidebileceğini öteden beri hararetle savunuyorum. Bu kısa ama zorunlu açıklamanın ardından kapitalizmi bilinçle eleştirmeye başlıyorum; Dünyada ‘Kapitalist sistem’ oluşturulurken ‘kültür endüstrisinin’ doğmasını sağlamıştır. Bu kültürün artık kendiliğinden, gayrı ihtiyari veya daha bilimsel bir ifadeyle ‘alt bilişsel’ özelliğini de git gide ortadan kaldırmaya başladığını söyleyebiliriz. Sözgelimi; Eskiden köy köy gezen ozanlar ve bir defalık dinlenilen şarkılar artık ortadan kalktı. Bir şarkıyı veya türküyü kasete ya da CD’ye kaydedip, milyonlarca kez dinlenebilir halde piyasaya süren ozanlar, şarkıcılar, türkücüler ortaya çıktı. Bu kültür endüstrisi, zamanla milli bilinci, vatandaşlık bilinci ve hatta etnik bilinci dahi birer ‘pazarlama’ meselesi haline getirmiştir. Bazıları günümüzde insanın içgüdüden öte, çok daha akıllı bir davranış modeliyle modern biçimde yaşadığını düşünüyor olabilirler. Ancak teorik olarak ortaya atılan yaşam pratiğinde ise hiçbir geçerliliği olmayan bazı hipotez ve modellerden hareketle bilim insanlarının çalışmalarından anımsanacağı üzere çağdaş insan, içgüdünün daha fazla etkisinde daha da yalnızdır! Eskiden, insan yaşantısını has kültürün belirleyiciliği ve etkisi yönlendiriyordu. Bu kültürden doğan ahlak yasası, evrensel olmasa da asla olumsuz yani menfi değildi. Mahalle kültürüne sahip bir insan belki evrensel ölçütleri karşılayamaz ancak birçok müspet davranışı da yaşamın içinde sergileyebilir. Örneğin; Bir köy beyi modern insandan yerel ölçütlerde de olsa çok daha ahlaklı ve kültürlü olabilir. Aynı şekilde, eski bir İstanbul Beyefendisi beyaz yakalı denen şimdiki popüler işadamlarından çok daha ahlaklı, kültürlü ve olumlu bir modelini rahatça ortaya koyabilir. Beyaz yakalıyı da, şehre göçmüş köylüyü de, ahlaksız ve kültürsüz kılan, bu yeni pazarlama, sanallaşma, seri malı ürünü ve seri malı edici sistem, kapitalist sistemin ürünü, kültür endüstrisinin getirdiği kaotik sistemdir. Bu sütunlarda bazen kapitalizme yönelttiğim eleştirilerin temel nedeni işte bundandır. Çünkü kapitalizmi sınırlandıracak bir ahlak paradigmasının, kapitalizmin hep kar amacı güden çarklarında bozup yeniden üretemeyeceği özgün bir çerçevenin olmayışı, insana sürekli zarar verir. Bu sebepten, göreceli de olsa daha özgür olmak da, en keskin haliyle kölelik de, serbest piyasa dinamikleriyle, mümkündür. Özgürlük tartışmalarında, asıl sıkıntılı taraf bence herhangi bir ideolojinin ya da ekonomik sistemin külliyen özgürlük getireceğini sanmaktır. Dolayısıyla ‘kapitalizmde özgürlük var mıdır?’ sorusuna, ‘sanki sosyalizmde var mıydı!’ yanıtı verilebilir. Mükemmel olmayan, ancak ilki kendiliğinden gelişmiş olup, sonradan ideolojiyi yaratan, ikincisi ise ideoloji olarak tasarlanıp, uygulama düzlemini yaratan bu iki kutbu karşılaştırırsak, bence birey olmayı başarabilmiş, ideolojik körlüğe yakalanmamış insan, serbest piyasanın daha iyi olduğu sonucuna varabilecektir. Ancak aynı insan, Marksist ya da herhangi karşıt bir karşıt görüşte olan muhalefetin, kapitalist ideolojileri baskı altına alıp tehdit oluşturmak suretiyle kapitalizme hizmet ettiğini, serbest piyasayı daha da adil hale getirdiğini, toplumun ve nihayet bireyin yaşam koşullarının düzelmesini sağlayacağını da görebilecektir.
Mümkün olduğunca akademik bir dil kullanmamaya, sade ve gayet basit, anlaşılır biçimde meramımı anlatmaya çalışıyorum ama umarım yazımı okurken zihniniz fazla yorulmamıştır..

POPÜLER FOTO GALERİLER