Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

ASIL ZENGİNLİK VE REFAH DEMOKRASİYLE MÜMKÜN

ASIL ZENGİNLİK VE REFAH DEMOKRASİYLE MÜMKÜN
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
9
23 Mart 2020 - 13:09

Otuz yılı aşkın bir süredir, daha doğrusu gazetecilik mesleğine başladığım 1988 yılından bu yana
geçirdiğim aydınlanma, dolayısıyla bilinçlenme süreci boyunca, elbette yeri geldiğinde hep şunu
savunur, söyler ve yazarım; Asıl zenginlik refah ve demokrasiyle mümkündür. Demokrasi
olmaz, dolayısıyla özgürlükler kısıtlanır hatta yasaklanır ise o toplumların eğer varsa zenginliği
ve refahı kalıcı, sahici olmaz yapay kalır. Bu savunduklarımı duyanlardan bazıları ise hemen şu
karşı fikirleri seslendirmeye başlıyorlar; Peki, öyleyse ABD, Almanya, İngiltere ve diğer Avrupa
ülkeleri sağcı iktidarların izlediği liberal politikalarla nasıl zengin olmuştur?' Buna cevabım
hemen hazırdır; Bu durum liberalizmin harika bir sistem oluşundan asla değildir. Bu batılı
ülkelerin doğal kaynakları çok ama eğitim seviyesi düşük diğer ülkelerin petrol gibi yeraltı ve
yerüstü kaynaklarını geçmiş zamanlarda ve hatta hala günümüzde de kendi ülkelerine çok
düşük bedellerle aktarmasından kaynaklanmaktadır. Sadece İngiltere bilhassa 18 ve 19.
yüzyılda sömürgecilik sayesinde 101 İngiltere değerinde hazineyi ülkesine taşımış ve süper
zengin sınıfı yaratmıştır. Dolayısıyla hem sermaye sahipleri hem de çalışanları zengin
olabilmiştir. Yani haddinden fazla para, halka yayılacak kadar zenginlik yaratmıştır. Yoksul ve
geri kalmış bir ülke gelişimini tam olarak tamamlamadan yani Türkiye gibi ülkeleri kast
ediyorum, liberal ekonomiye aniden geçiş yaparsa büyük ekonomi devlerine çok kolay lokma
olur. Nitekim Türkiye 1980'li yıllarda Turgut Özal'la liberal ekonomiye hızlı bir geçiş süreci
yaşamıştır. Oysa Atatürk 1920'li 30'lu yıllarda bugün adına sol denilebilecek devletçi ama
sosyal refah düzeyini arttırıcı politikalarla gelişmini sağlamaya yönelik çok önemli adımlar
atmıştır. Sonrasında Celal Bayar ile gelişimini tamamlayınca liberal ekonomiye geçişi
planlamıştı. Ancak Atatürk'ün ömrü yetmediği ve onu anlayabilen olmadığı için bu durum
onun istediği gibi gerçekleşememiştir. Türkiye tam olarak gelişemeden 1950'lerden itibaren
kısmen liberal ekonomiye geçiş yapılmış, bu geçiş süreci 1980'lerden itibaren hızlanmış ve
1990'larda ise bu durumun acı sonuçları yaşanmaya başlanmıştır. Sonuç olarak solun aşırısında
da sağın aşırısında da insanların gözüne bir perde iner ve ülkenin gelişimi olanaksız hale gelir.
Solun aşırısında komünizm, baskıcı totaliter rejimler ve hatta anarşi ile terör vardır. Bu
sistemlerde akıllarda sürekli özgürlük vardır ama körü körüne bu fikrin peşinden gidilirken
kaybedilen özgürlükler asla görülmez. Kimileri 'Özgürlük olsun da çamurdan olsun' derken
'özgürlük' adı altında ülkede yaşanan karışıklıklar bir türlü engellenemez. Sağın aşırısında ise
'din, millet, vatan' gibi tabu konuların peşinden öylesine körlemesine gidilir ki 'dinle, milletle
vatanla ilgili olsun da isterse çamurdan olsun' bile denilir. Gözler bu kavramlarla kör olmuşken
ülkede yaşanan gelişmeler gerçekte takip edilmez ve ülkede her türlü yıkıcı faaliyetin
yaşanması için müthiş bir atmosfer oluşur. Hitler 'üstün ırk, ulus ve vatanseverlik' kavramıyla
gözleri öylesine kör etmişti ki toplumun kendi içerisinde bölündüğünü asla fark edemedi ve
devleti bölündü, parçalandı, ordusu yok oldu ve koskoca Almanya bitti, gitti. Yenisini inşa
etmek 35-40 yıl sürdü. Yazımı dikkatle okuduğunuzu düşünüyorum. O halde soruyorum; 'Hala

siyasi görüşünüz aynı mı? Ya da hala neyi savunduğunuzun farkına varabildiniz mi?' diye
sormak hakkımdır herhalde!..

POPÜLER FOTO GALERİLER