Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

AKIL AKILDAN ÜSTÜN İSE..

AKIL AKILDAN ÜSTÜN İSE..
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
14
05 Kasım 2020 - 10:37

Atalarımız; “Bin bilsen de bir bilene danış!.” demişler. Gerçeğe ulaşmak, doğru kararlar almak için güvendiğiniz, insanlara, özellikle fikirlerine, deneyimlerine ve birikimlerine değer verdiğimiz büyüklerimize danışmanız ve onlarında fikirlerini almanız her zaman için yararımıza olacaktır, çoğu kez olmuştur da..
Çünkü her insanın aklı, bilgisi ve deneyimi farklıdır. İnsanlar renkler gibidir ve her insan farklı bir renktir. Bu nedenle bir kişinin göremediği, akıl edemediği bir şeyi, başka biri rahatlıkla görebilir. “Herkes her konuda bilgi sahibi olacaktır, bilgi sahibi olmaya zorunludur” diye bir kesin kural yoktur. Başta Cumhurbaşkanı ve diğer siyasi parti liderlerinin neden onca danışmanları var sanıyorsunuz. “Bilmemek değil öğrenmemek ayıptır!” diye düstur kabul edilmesi gereken bir söz, bir özdeyiş vardır, Türkçemizde..
Başkalarının fikirlerine değer vermemek, her şeyi “ben bilirim” düşüncesinde olmak ayıptır ve öyle düşünen insanlar için de, ciddi anlamda kayıptır. İnsanlığın başlangıcından beri her zaman için fikirlerini başkalarına danışarak alanlar en doğru kararları almış olan insanlardır. Bu nedenle kimseyi küçük görmemeli ve her konuda çevremizdekilerin fikrini almaya özen göstermeliyiz. Daha önce de, bu sütunlarda defalarca yazdım; “gayesine ulaşmak için şeytan ile dahi işbirliği yapanlar, iblis olarak etiketlenmekten asla kurtulamazlar. Onlar, Allah katında, günahkar kullarının en lanetli olanlarıdır!.”
Herkes tarafından bilinen veya bahsi geçince hemen kolaylıkla anımsanan ibretlik örneklerden bizim camiaya ait güncellenmiş haliyle bir kez daha yinelemek gerekir ise; “Yaptığı haberlerden, yazdığı yazılardan rahatsız olduğunuz, istediği paralar ve gönderdiği faturalar nedeniyle bazen çok bunaldığınız, ama reddetmeye, kovmaya cesaret edemediğiniz gazeteci kılıklı birini, ‘tıkın şunu içeriye, aklı başına gelsin’ diye talimat vererek, tutuklatıp hapse attırınca kurtulduğunuzu zannetmek, ne kadar sizi yanıltan acı bir gerçek ise, o gazeteci ile hapisten çıktıktan sonra, etrafınızdaki yalakaların yetersizliği yüzünden ‘can ciğer kuzu sarması’ olup, ittifak etmeniz, ondan medet ummanız ve onu birilerine karşı kullanmanız da, o denli gaflettir, delalettir ve hatta ilahi düşünce kapsamında bakıldığında muhakkak ihanet sayılır!.”
Kimi, hatta bu örnekten açıkça anlaşılacağı üzere kimleri kast ettiğimi, bu yazıyı Balıkesir’de okuyan “çoğu aklı ve fikri yerinde olan insan” elbette bilmektedir. O yüzden, “ayrıntılı biçimde kimlik ya da profil tanımlaması yapmak ve tepeden tırnağa tarifte bulunmak gereksiz olur” diye düşünüyorum. Kimileri; Yaşadığımız diyar Balıkesir’i aradan geçen yıllar ve hatta on yıllar boyu “köpeksiz köyde değneksiz gezilen” bir yer olarak görmektedir. Kimileri ise, ironi sayılabilecek biçimde, belki de benzerlik taşıdığını düşünerek, Balıkesir’i “taşların bağlandığı, köpeklerin salındığı” bir yer olarak görme alışkanlığını sürdürmektedir. Genel bakış açısıyla değerlendirildiğinde ise, her iki benzetmeyi de “doğru kabul edenler” olabilir. Tüm bunları, “nihayetinde kaybeden bu kez yine Balıkesir olmasın!.” diye yazdığımı, özelikle bilmenizi isterim. “İhtirasa dönüşen hırsların, kişisel menfaatlere dayalı hesaplarla, sonuca giden her yol mubahtır, anlayışıyla siyasi emellerine ulaşmayı amaçlayanların sonu, kargaların kılavuz kabul edildiği bir ortamda, elbette hüsranla bitecektir, diye kabul edilmelidir!.”
Öne sürdüğüm, iddia ettiğim, ısrarla gerçekleşebileceğini ifade ettiğim, “tüm öngörülerimin” benim emin olduğum doğrultuda ve doğrulukta, ortaya çıkması, gerçekleşmesi için, bence tek gerekli unsur, zamandır ve o zamanın geçmesi bekleyecek ölçüde gösterilmesi gereken sabırdır. O nedenle, “Ben o sabrı, nihayetinde haklı çıkacağımı bildiğim için, azami ölçülerde ve inatla gösterdim, göstermeye de devam ediyorum.” Zaman zaman yazdıklarımla, hatırlatmalarda bulunarak, “kaybedenin bu kez yine Balıkesir ve biz Balıkesirliler olmaması için” uyarılarda bulunuyorum. Peki tüm bunları sizlere neden anlatıyorum? Sanırım merak ediyorsunuz. Geçenlerde AK Partili olarak tanıdığım gayretli ve azimli çalışmalarıyla bilhassa 2014 yerel seçimleri, daha sonra da 2015’de 5 ay arayla gerçekleştirilen iki, ayrı genel seçimlerde ve en son 2017’nin 16 Nisan referandum sürecinde tanıdığım, 2018 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde gayretli çalışmalarını gözlemlediğim o genç bir isim bana, Ahmet Edip Uğur’un hem Büyükşehir belediye başkanlığından hem de AKP’den türlü baskı ve zorlamalarla istifa ettirilmesiyle sonuçlanan gelişmelerle sonraki süreçte yaşananları son derece ilginç ve çarpıcı açıklamalarda bulunarak anlattı. O genç AK Partili o son gelişmelere ilişkin konuşurken “maalesef yağcıya, yağcılık yapmanın bu saatten sonra pek bir anlamı ve önemi olmadığını” mahcubiyet içinde ama vurgulayarak önemle belirtti. Elbette “off the rekord” kaydıyla ve koşuluyla!.
Öyle zannediyorum ki, o genç AKP’linin ne denli doğru ve isabetli teşhis yaptığı ‘tez zamanda’ anlaşılacaktır!.
Anlaşılamaması durumda ise Kaydedenler Kulübü’nün üyeleri çoğalmış, o kulübün Başkan ve yöneticileriyle birlikte herkes kaybetmiş olmayacak mıdır?.
Elbette ki olacaktır.

POPÜLER FOTO GALERİLER